Parti değiştirme yasağında Bahçeli aceleci, Erdoğan endişeli

Cumhur İttifakı ortağı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı vesilesiyle MHP kurucusu Alpaslan Türkeş’in mezarını ziyaretinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada bir kez daha milletvekillerinin parti değiştirmesini yasaklayacak değişikliklerin acil olduğunu belirterek, meclis açılır açılmaz yasa değişikliklerinin gündeme alınmasını istedi.

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde (CHS) reforma gerek olduğunu belirterek; 
"MHP, Türkiye'de demokrasinin normalleşmesi, kökleşmesi, millet olarak huzur ve güvene kavuşması ve siyasi hayatımıza saygınlık kazandırması amacıyla ortaya konmuş olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin devamını da mümkün kılacak bazı reformların yapılması gerektiği inancındadır. Son gelişmeleri dikkate aldığımız vakit anlaşılıyor ki bu reformlar acilen çıkartılmalıdır” dedi.

MHP lideri bu doğrultudaki değişikliklerin süratle hayata geçirilmesini isterken, bayram sonrasında Meclis'in açılmasıyla birlikte, Siyasi Partiler Kanunu ve diğer yasalarda hükümetin önereceği değişikliklere tam destek vereceklerini söyledi.

Bahçeli’nin ısrarla acele edilmesini istemesine karşılık, AKP kendi içinde nispeten farklı ve ağırdan alan bir tutum sergiliyor. AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan gündemlerinde böyle bir değişiklik çalışmasının olmadığını açıkladı. Diğer grup Başkanvekili Naci Bostancı ise MHP ile ortak bir çalışma yapmayı düşündüklerini söyleyince, AKP içindeki görüş ayrılıkları da açığa çıktı.

Cumhur İttifakı’nın her iki ortağının da kendileri açısından farklı kaygıları söz konusu. MHP’den kopanların kurduğu İYİ Parti (İYİP), Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi (GP) ve Ali Babacan’ın Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) isimlerinin FETÖ’nün iktidarı ele geçirme projesini simgelediğini öne süren Bahçeli, “İyi Gelecek, Deva olacak mesajı veriyorlar” iddiasında.

Bu yüzden de GP ve DEVA’ya geçebilecek milletvekilleriyle bu iki partinin mecliste grup kurarak, muhtemel bir seçime girmelerini engellemek istiyor.

Ancak burada asıl etken her ikisi de seçmen tabanında erime yaşayan AKP ve MHP’nin birbirlerine yönelik oy geçişkenliğinin giderek İYİP, GP ve DEVA’ya yönelmesi ihtimalini ortadan kaldırmak. 

Erdoğan’ın endişesi ise şu ana kadar Davutoğlu ve Babacan partilerine geçmek yerine beklemeyi tercih eden AKP içindeki “rahatsız” vekillerin, parti değiştirmenin yasaklanması yönündeki değişikliğin meclise getirilmesi halinde, AKP’den kopmaya başlaması.

Gerek Davutoğlu gerekse Babacan partilerinin kuruluşu ve faaliyete geçişi sürecinde AKP’den çok sayıda vekilin ayrılarak gelmek istediğini, ancak buna gerek duymadıklarını açıklamışlardı. Her iki isim de çok sayıda AKP’li vekilin kopuş için “işaret beklediğini” dile getiriyor.

Bahçeli’nin ısrarla yasalarda acele değişiklik istemesine karşılık, AKP’de ise bu durumda değişiklikler yasalaşmadan 70-80 dolayında vekilin yeni partilere geçmesi ve mecliste sayısal çoğunluğun yitirilmesi endişesi ön planda. Bu durumda erken seçimin otomatik olarak zorunlu hale gelmesi söz konusu olabilecek. Bahçeli’nin değişikliklerde ısrarcı-aceleci yaklaşımının bir siyasi taktik olarak da erken seçimi dolaylı şekilde zorlamayı, Erdoğan ve AKP’yi kendisine daha da mahkûm hale getirmeyi hedeflediği öngörülebilir.

Dolayısıyla yasa değişikliklerinin zamanlaması konusunda AKP içinde de görüş ayrılıkları olduğu belirtiliyor. Transfer yasağının gündeme gelmesi halinde, tam aksine ayrılmak isteyen vekillerin yasak kapsamına girmeden bir an önce parti değiştirmelerinin tetiklenmesi kaygıları siyasi kulislere yansıyor.

Eski AKP milletvekili, GP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ iktidarın GP ve DEVA’yı seçimlerde dışarıda bırakacak bir arayışta olduğunu öne sürerek “Eğer 2023’e kalırsa görüyorlar ki AKP oyları barajın altına, yani yüzde 10’un da altına inecek” baskın olmasa da mutlaka erken seçim olacağını belirtiyor. 

Yasa değişikliklerinin de bu yüzden gündeme getirildiğini söyleyen Özdağ; “Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin milletvekili desteği görüşlerine teşekkür ederiz ama ihtiyaç olacağını düşünmüyoruz. Çünkü A – B ve C planlarımız var. Çoğunluğu AKP’li olmak üzere partimize gelecek milletvekili arkadaşlarımız var. Gördüğümüz, bizleri seçime sokmamak için yasa öneriliyor. MHP ve AKP her ne yaparlarsa yapsınlar; Şah derlerse Mat ederiz. Tavsiyem milletin sorunları ile ilgilenip çözüm bulsunlar. Demokrasinin kurallarını çiğnemesinler” diyor.

DEVA Partisi Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin ise yüzde 10 seçim barajı başta olmak üzere yasalardaki hükümlerin 12 Eylül darbe yönetimi tarafından getirildiğini vurgulayarak askeri darbe ürünü seçim ve siyasi partiler yasasında yapılan yasakçı değişikliklerin Cumhur İttifakı tarafından daha da ileriye taşınmak istendiğini söyledi. 

Şahin; Şimdi siz İçtüzükte değişiklik yapıp yeni kurulan siyasi partilerin seçime girmesinin önüne engel koysanız bile milletimiz bu engelleri yıkıp aşacaktır. Milletimiz, mevcut Cumhur İttifakından bıkmış durumdadır. Gelecek ilk sandıkta da millet kendi özgür iradesiyle ülkeyi yönetemeyen Cumhur İttifakını değiştirecektir. DEVA Partisi de kesinlikle bu seçimlere katılacak ve milletimizden hak ettiği desteği alacaktır.” dedi.

Şu anda parti değiştirmenin, diğer partilerden katılımlarla mecliste grup kurarak seçime katılma hakkı elde etmenin önünü kesmeye çalışan AKP aslında 2001’de Saadet Partisi’nden (SP) transferlerle kurulan ve bugüne kadar da bakanlık, milletvekilliği vaadiyle siyasi transferleri iktidarı boyunca sürdüren bir parti. Kapatılan Fazilet Partisi’nin (FP) yerine kurulan SP’nin o dönemde 101 milletvekili vardı. Erdoğan-Gül ve Arınç Milli Görüş’ten ayrılıp 15 Ağustos 2001’de AKP’yi kurduktan sonra 2 günde 51 milletvekili AKP’ye transfer oldu. 

FP ve yerine kurulan SP’den ayrılanların yanı sıra o dönemde MHP'den istifa eden Kayseri Milletvekili Sadık Yakut, DYP'den istifa eden Manisa Milletvekili Necati Çetinkaya ile Van Milletvekili Hüseyin Çelik, ANAP'tan istifa eden Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır da AKP’nin vekil transferleri arasında yer aldı. Bu sayede Erdoğan ve AKP kurulduktan hemen sonra mecliste grup kurma ve temsil edilme, hazine yardımı alma olanağına sahip oldu. 

Her ne kadar iktidar ittifakı sözcüleri şu anda milletvekili transferinin seçmen iradesine darbe, siyasi ahlaka aykırı olduğunu öne sürse de en başta AKP’nin kuruluşundan itibaren 18 yıllık geçmişi en büyük siyasi transferlerin yaşandığı süreç. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın da yapılmak istenen yasa değişikliklerine ilişkin olarak; "Türkiye'de bu dönemde bir seçim ortamı yok. Baskın seçim yok. Seçimler 2023'te yapılacak. Ama milletvekili transferleri demokrasinin temel ilkelerine karşı. Milletvekili transferi sivil siyasete zarar vermiştir" dedi.

Buna karşılık kabinede şu anda İçişleri Bakanı olarak görev yapan Süleyman Soylu DYP Genel Başkanı idi, AKP’ye transfer edilip milletvekili ve bakan yapıldı. Yine DYP’den Mehmet Sağlam, MHP’den Tuğrul Türkeş, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, ANAP’lı Murat Başesgioğlu, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, CHP’li Ertuğrul Günay, DSP Genel Sekreteri Haluk Özdalga ve daha pek çok isim AKP’ye transfer olup, vekil, bakan, başbakan yardımcısı, AKP yöneticisi oldu. 

12 Eylül 1980 sonrası askeri darbe yönetimi de parti değiştirmeyi yasaklamıştı. Buna rağmen yasanın arkasından dolaşarak bulunan farklı yöntemlerle milletvekilleri transfer oldu, parti değiştirdi. 2016’da bir otel odasında intihar eden Afyonkarahisar Milletvekili Kubilay Uygun ise meclisin transfer rekortmeniydi. DSP’den seçilip, kritik oylamalarda, seçim dönemlerinde DYP, MHP, ANAP’a transfer olan, 1996’da ise bir ayda 3 parti değiştirerek rekor kıran, Uygun, “Fırıldak Kubi” lakabıyla fenomen olmuştu.

Dolayısıyla iktidarın siyasi etik-ahlâk, demokrasiye aykırılık, seçmen iradesine saygı vb. gerekçelerle şimdi yeniden yasaklama yolları aradığı vekil transferi ya da parti değiştirme konusundaki söylem ve girişimleri kendi siyasi geçmişindeki örneklere bakıldığında pek de samimi görünmüyor. AKP+MHP’nin bu dönemde değişikliği gündeme getirmesi, daha çok kendi siyasi gelecekleri ve seçimde iktidarın kaybedilmesi endişelerinden kaynaklanıyor. 

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk kez isim vermeden Ali Babacan’ı hedef alarak geçmiş hükümetlerin ekonomik başarı dönemlerinde kendisinin Başbakan olduğunu dile getirmesi, AKP il Başkanlarıyla telekonferans toplantısında bayram sonrası doğrudan sahaya ineceğini, meydanlara çıkacağını ilan etmesi, iktidarın sürekli reddetmesine karşılık, yine erken seçim hazırlığı olarak yorumlandı.

©️ Ahval Türkçe