Sandık nöbetçileri: 70 yaşındaki nineden, karı-koca nöbetleşe gelene kadar herkes var

İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçiminin belirsizliği sürüyor. AKP’nin itirazları sonucu günlerdir tekrar tekrar sayılan sandıklar yüzünden yüzlerce insan işini gücünü bırakıp sandık nöbeti tutmaya başladı. Özellikle muhalif kesimin oylarına sahip çıkmak için gece gündüz demeden tuttuğu demokrasi nöbeti, pek çok insan tarafından takdirle karşılanıyor.

İstanbul’un son oyları Maltepe’de bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sayılıyor. Sarp bir yerde bulunan binaya her gün yüzlerce insan geliyor. 1 Nisan’dan beri her gün buraya geldiğini söyleyenlerin de sayısı da bir hayli fazla…

Buraya sadece CHP’liler gelmiyor. HDP’li, İYİ Partili, MHP’li, AKP’li olmak üzere farklı görüşlerden insanlar da küldür merkezinin önünde. Konuştuğumuz insanların önemli bir çoğunluğu seçimin uzatılmasından ve mazbatanın verilmemesinden şikâyet ediyor. Yaptıkları eylemi “sandığa sahip çıkmak” ve “demokrasi nöbeti” şeklinde tarif eden vatandaşlar bir an önce sayımın bitmesini istiyor.

Bunun yanında buraya toplanan kalabalık, aralıklarla “Mazbatayı Ver, Mazbatayı Ver, İmamoğlu’na Mazbatayı Ver”, “Ekrem Başkan”, “Hak, Hukuk, Adalet” şeklinde sloganlar da atıyor. Bekleyen insanlara göre bugün İmamoğlu’na çektirilen bu cefa, ileride kendisine Cumhurbaşkanı olduğunda sefa olarak dönecek. Bunu inanarak söylüyorlar.

Demokrasi nöbeti için Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne gelenlerden biri Elif Gürhan. Her gün gelmeye çalıştığını anlatıyor. Eşiyle birlikte vardiyalı geliyorlarmış.

Çocuklarını eşine bırakıp geldiğini ifade eden Gürhan, “İnsanların demokrasiye sahip çıkmasını çok güzel buluyorum. Kimsenin bir oyunu almayız ama bir oyumuzu da vermeyiz. Haram lokmayı kursağımıza koymayız. Biz sandıklara sahip çıkıyorduk ama sayım esnasında oylar kayboluyordu. Bu sefer biz oylarımıza sahip çıktık. Devletin tüm imkânları kimdeyse onlar kazandı diyorlardı. Ama bu sefer kazandık ve İmamoğlu kazandı” diye konuşuyor.

Gürhan’ın arkadaşı Hatice Boz da aynı fikirde olduğunu söylüyor ve gördüğü bir rüyadan bahsediyor.

 

 

Boz, “Ben rüya gördüm. Bir karanlık çukurdan çıkamıyordum ve bir yıldız doğuyordu. Karanlık bu zorluktur. Ama o yıldız bizi kurtarıyordu. İmamoğlu Başkan. Ben böyle yorumladım rüyamı. Ben buraya ilk günden beri geliyordum. Halam ameliyat oldu ama yine geliyorum. Oyumuza sahip çıkacağız. Demokrasi hepimize lazım. Mevlana ne demiş. ‘Ne olursa olsun gel.’ Kardeşiz. Barış istiyoruz” diyor.

Boz sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Binali Yıldırım’ın köylüsü bile oy vermedi ona. Yakınıyor. ‘Köyünü geliştirmemiş. Erzincan’ı geliştirememiş’ diye. Evvel Allah sonra boz atlı Hızır. Kul boğulmayınca Hızır yetişmezmiş. Biz boğulduk bize yetişecek Hızır” diyerek İmamoğlu’na mazbatanın verileceğine inandığını dile getiriyor.

Pakize Gür ise çocuklarını bırakıp buraya geldiklerini çünkü sandığa çıkmanın önemli olduğunu vurguluyor. Gür, “ Ben ilk günden beri geliyorum. Çocuklar ‘her gün nereye’ diyor. Anlatıyoruz. Başardığımız bu mücadelenin önüne her gün engeller konuyor. Bunu aşmak için de buraya gelip demokrasiye sahip çıkıyoruz. İnşallah mazbatayı da alırız” diyor. YSK’nın sayımı iki kurula indirmesine tepki gösteren Gür,  “İki masaya indirildi. Fazla masa olsa şu an bitmişti. Bunlar vakit kazanmaya çalışıyorlar” diyerek tepki gösteriyor.

Doğuştan gözleri görmeyen Nergiz Hanım da kardeşi Hüseyin Bey ile beraber nöbet tutmaya geliyor.

 

 

70 yaşında olan Nergiz Hanım, “Ben 70 yıldır görmüyorum. Ama biz seçimi kazandık ve artık gözlerim görmeye başladı. 15 gündür görmeye başladım. Çocuklar ve torunlar beni destekliyor. Bu mücadeleyi daima sürdürmemiz lazım. Bu mücadeleyi İmamoğlu için, kendimizin, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için sürdüreceğiz. Tüm canlıların haklarını savunmak için mücadele etmemiz lazım” diye anlatıyor bekleme gerekçesini.

 

 

Nergiz Hanım’dan sonra Hüseyin Bey de insanların buraya kazandıkları bir hakkı korumak için geldiklerini söylüyor.

CHP’nin ve seçmenin burada el ele çalıştığını belirten Hüseyin Bey, “İnsanlar bu kazandığımız fırsat kaybolmasın şeklindedüşünüyor. Buradaki demokrasi nöbetinde toplumun kendi hakkını arama bilincinin yükseldiğini gözlüyoruz. Demokrasi herkese lazım. CHP’ye muhafazakâr kesimin kaymış durumda. Bekleyenler arasında dindar kadınlar da var. Saygımız sonsuzdur muhafazakâr insanlara. Hak arama noktasında onlar da bizim yanımızda olduğu için memnun oluyoruz” diye paylaşıyor gözlemlerini.

İlk günden beri burada olduğunu belirten Saadet Çelti ise süreci şöyle anlatıyor, “O günden bugüne gittikçe kalabalıklaşıyor. Burası artık panayır gibi olmuş. Özellikle ilk gün daha az insan vardı. Geçen günlerde oylar sayılmasın diye kavga çıkarttılar ve sabote etmeye çalıştılar. Gerçekten bir arbede yaşandı. Biz üzüldük. Yeniden sayılsın diyorlar. Evet, bırakın hızlıca sayılsın stres bitsin. Bu hafta sonuna kadar böyle getirmeleri tam bir ıstırap. Biz demokrasiye sahip çıkacağız ve demokrasi kazanacak” diyor.

Ailesini bırakıp buraya geldiğini ifade eden Çelti, çevresindekilerin kendisine özendiğini anlatıyor:

“Buraya gelmek için can atıp gelemeyen var. Kardeşimin eşi seni kıskanıyorum diyor. O çalışıyor ben emekliyim. Kardeşim bana destek oluyor. Annem yüreği ağzında beni bekliyor. Herkes mücadele ettiğimiz için sevinçli ama eli yüreğinde. Eve gidince rahatlıyorum. İnsanlar bugüne kadar hakkının çok yendiğini düşünüyor ve bu sefer yedirmeyeceğiz diyorlar. Biz sonuna kadar dayanacağız, uyumayacağız, yılmayacağız. Burada kazanılmış bir hak var. Bundan sonra seçmen daha uyanık olup daha çok oyuna sahip çıkacak.”

İlk günden beri burada olan Trabzonlu ve aynı amanda HDP’li Burhan Nur ise ilk kez böyle bir şeye tanık olduğunu söyleyerek başlıyor sözlerine:

“15 gün oldu ve bu tür davranışlar vatandaşı da bilinçlendirdi. Yenilgiyi hazmedemeyip mazbatayı vermemeleri muhalifler arasında da dayanışmayı artırıyor. Mesela bu kadın arkadaşla burada tanıştım. Önceki bir iki seçimde sandıklara sahip çıkılmıyor eleştirisi karşılık buldu ve artık herkes sandığa sahip çıkıyor. Şimdi bunu görünce önceki seçimlerin de normal seçimler olmadığını görüyoruz.”

Sema Hanım da CHP’nin canla başla sandığa sahip çıktığını belirterek konuşuyor. Eski seçimlerin karambole gittiğini ifade eden Sema Hanım, “Yoksa daha öncekiler gibi bu sefer karambole gidecekti. Şu an yapmaya çalıştıkları şey de bu. Ama sonuna kadar İmamoğlu’nun arkasındayız” diyor.

Hüseyin Erdoğan ise Ankara’dan geldiğini ve günlerdir burada nöbet tuttuğunu söylüyor. Erdoğan, “Yaklaşık bir haftadır her gün buradayım. Biz hak yemeyiz hakkımızı yedirmeyiz. Hakkımızın peşindeyiz. Amaç muhalefeti yıldırmak ama biz yılmayız. Geçmişte bizim sesimizi duyuran kanallar azınlıkta idi. Ama şu an gittikçe çoğalıyoruz” sözleriyle, beklemekte kararlı olduklarını anlatıyor.

Günlerdir gece gündüz burada olduğunu ifade eden Ahmet Bey ise eski seçimleri hatırlatarak, “Eskiden de kazanıldı. Ama itiraz edildiğinde kabul edilmedi. Mesela Mansur Yavaş ve Ankara seçimleri. Doğu’da sandıklara sahip çıkılmıyor yeterince. Mazbatayı alıncaya kadar burada olacağız. Günlerdir burada bekliyoruz. Beklemeye devam edeceğiz. AKP itiraz edince her şey oluyor. Ama CHP itiraz etti mi olmuyor. YSK bağımsız olarak kararını vermelidir” diye sitemle konuşuyor.

Hasan Bey ise milletvekillerinin içeride seçmenlerin ise dışarıda oyuna sahip çıktığını söylüyor.

Hasan Bey, “Burada herkes kazanılmış hakkını korumak için elinden geleni yapıyor. Hem milletvekilleri hem halk beraber çaba gösteriyor. Onlar içeride sayım ile uğraşırken biz dışarıdan destek veriyoruz. Ailelerimiz çok iyi karşılıyor. Çocuklar ve aileler destek veriyor. İnsanların yaşam tarzı var, ona sahip çıkılıyor. Bir an önce sonuçlansın. Mazbata verilsin. Biz haksız bir şey istemiyoruz. Halkın iradesi sandıktır” sözleriyle sandıkları korumalarının sempatiyle karşılandığını kaydediyor.

CHP’li Yener Yalçınkaya ise Türkiye’de demokrasinin olmadığını vurguluyor:

“Demokrasi olsaydı biz bu sandıkların başında beklemez 1 Nisan sabahı mazbatamızı alır giderdik. Bu ülkede demokrasi yok. Biz demokrasinin gelmesi için çabalıyoruz. Bizim örgütümüz bugüne kadar sandıklara sahip çıktı ama başka yerlerde oyunlarla kaybettik. Bu dönem ıslak imzalı tutanakları birleştirdik ve sonuçta biz kazandık. İmkânlarımızı zorladık. Veriler Anadolu ajansından daha çabuk şekilde bize geldi. İktidarın kötü yönetimi nedeniyle halk alternatif bir parti arayışına girdi ve CHP’ye yöneldi. Bu saatten sonra bir gün değil gerekirse üç ay daha bekleyeceğiz.”

Ahmet Türk ise Eyüp’ten geldiğini ve verdiği oyun takipçisi olduğunu söylüyor. Türk, “Benim AKP’li arkadaşlarım var ve bu süreçten rahatsızlar. Komşularım rahatsız. Öyle tahmin ediyorum ki Sayın Binali Yıldırım da rahatsız. Ama ne yapıyorlar anlam veremiyorum” diye şaşkınlığını paylaşıyor.

Tayfur, Sibel, Necat ve Muharrem Yavuz’un oluşturduğu grup ise Kocaeli’den Maltepe’ye gelmiş.

 

 

İlk önce konuşan Tayfur Bey, “Halk verdiği oyun peşine düşüyor. Demokrasiye inanan herkes de bu sandık nöbetine destek vermelidir. Ben Kocaeli’den kalkıp buraya geldim. Orada AKP, MHP, İYİ Partililer, HDP’liler hepimiz bir arada idik. Aşağıda problem yok. Sorun yukarıda” diyor. Sibel Hanım ise CHP’lilerin demokrasi mücadelesinin çok güzel olduğunu vurgulayarak, “Bu mücadele 24 Haziran’da da olmalıydı” diye konuşuyor.

Muharrem Yavuz ise MHP’ye oy verdiğini söyleyerek, “Derler ‘göz gördü gönül kabul etti’. Burada bir adaletsizlik var. Seçmen istediğini başa getirmiş ama hala farklı yönlerden yetkisi verilmiyor. Bunu hangi partiden olursa olsun kabul etmemelidir. Adalete, hukuka, İslam’a inancı olan bir insan bunu kabul edemez diye düşünüyorum” diye görüşlerini paylaşıyor.

Haftalardır nöbet tutan Sanem Çelik ‘burası özlem duyduğumuz bir atmosfer’ diye tarif ediyor, kültür merkezinin önünü ve şöyle devam ediyor:

“17 yıldır hep garip, tuhaf şekilde aldılar. Ama bu sefer halkımız daha dirayetli davrandı. Allah fırsat vermedi. Bekleyiş huzursuz ediyor ama insanlar kenetleniyor. Ötekileştirme dili yok. İnsanları ayrıştırmıyoruz. Aldığımız simidi bile paylaşıyoruz. Gördünüz, biri zafer işareti bir bozkurt işareti yapıyor. Cumhurbaşkanı öyle bir dil kullanıyor ki çocuklara televizyon izletmekten korkar olduk. Bizim Ekrem Başkan’ın diline ihtiyacımız var. Yavaşlatmaya çalışıyorlar. Böyle uzatarak Ekrem Beyin reklamını daha çok yapıyorlar. Geleceğin cumhurbaşkanı olacak kendisi.”

 

Canan Polat ve Yeliz Hanım ise Çekmeköy’den geldiklerini söylüyorlar.  

 

 

Canan Polat biraz kötümser; “Oy sayımı sonuçlanınca başka bir engel çıkacaklar. Küçükçekmece sayımı ile birleştirecek gibi bir sürü bahane çıkartacaklar” diyor.

Yeliz Hanım ise “Kazanılmış bir İstanbul Belediyesi var. Ne kadar sayım olursa olsun önde olduğumuz aşikâr. Sonuçta geçmiş dönemlere baktığımızda şaibeden bahsediliyor. Ama İmamoğlu kazanınca bu sefer irdeleniyor. Eskiden niye irdelenmiyordu. Gittikçe zorlaştıracaklar süreci gibime geliyor ama vazgeçmeyeceğiz” diyerek kararlılıklarını ifade ediyor.

Maltepe, Türkan Saylan Kültür Merkezi’nin önünden her kesimden sandık nöbetçilerini kararlılıklarıyla baş başa bırakarak ayrılıyoruz.