Yeni sosyal medya düzenlemesinin hedefi muhalif haber siteleri ve gazeteciler mi olacak?

Sosyal medya konusunda yeni bir yasa düzenlemesi yapılıyor. AKP'nin 'dezenformasyonla mücadele' adı verdiği yasa teklifi hakkında son olarak İletişim Daire Başkanı Fahrettin Altun bir açıklama yaptı ve kimi sosyal medya hesapları üzerinden devlete karşı "dezenformasyon" yapıldığını belirtti.

Altun, bu konuda son günlerde sosyal medyada paylaşılan Ecem Güçlük örneğini açıklamasının konusu yaptı. Altun daha önce de bazı muhalif medya kuruluşlarına yabancı ülkelerden fon sağlandığına dair haberlere ilişkin, "Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade etmeyiz" ifadesini kullanmıştı.

Yeni yasa hazırlığı, 2007 yılından itibaren yürürlükte olan internet yasasının son hali olarak görülüyor. 2007 yılındaki yasa sadece çocuk ve gençlere yönelik zararlı içeriklerin kaldırılması amacıyla hazırlanmıştı. 17 - 25 Aralık sonrası yasada değişikliğe gidilmiş ve kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliği gerekçeleriyle de internet içeriklerine özellikle siyasi nitelikli ve eleştiri içeren haberlere erişim engellenmeye başlanmıştı. 

2015 seçimleri öncesi yapılan değişiklik ile ise başta Kürt medyası olmak üzere muhalif haber siteleri ve Wikipedia yasaklanmıştı. Yasadaki son değişiklik 2020 Temmuz ayında yapıldı. Bu değişiklik ile erişim engelleme yaptırımının yanı sıra içeriklerin yayından kaldırılması yaptırımı, arama motorlarıyla kişilik hakları ihlali gerekçesiyle içeriklerin bağlantısının kesilmesi yaptırımı ve sosyal medya platformlarının zorunlu olarak Türkiye'de temsilci bulundurması şartı kanuna eklendi.  

Konuyla ilgili DW Türkçe'den Pelin Ünker'e konuşan İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu ve bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Meclis'in tatilden dönüşü sonrası yeni düzenlemelerin yapılmasını beklediklerini kaydederek şunları söyledi;

"Türkiye'den 465 bin web sitesi erişime engelli, 150 binden fazla haber içeriği, sosyal medya içeriği zaten Türkiye'den erişim engellendi. Dolayısıyla pandemi dönemindeki bu yeni yaptırımların yanı sıra özellikle Sedat Peker'in yapmış olduğu açıklamalar, video yayınları sonrasında hükümet tarafında ortaya çıkan rahatsızlık, çok sayıdaki yolsuzluk iddialarının sosyal medyada yazılması, tartışılması sonrasında şimdi de dezenformasyon adı altında yeni bir düzenleme yapılacağının sinyali geçtiğimiz günlerde kamuoyuna duyuruldu."

Anayasa Komisyonu Başkanvekili Ali Özkaya'nın sosyal medyada dezenformasyon yapanlara bir yıldan beş yıla kadar hapis ve sosyal medyayı bir süre kullanamama gibi cezalar getirilmesi düşünüldüğü sözlerini hatırlatan Akdeniz, dezenformasyon tanımı konusunda herkesin hemfikir olduğu bir tanımın belli olmadığını aktardı.

"Avrupa Birliği ülkelerinde yıllardır zararlı içerik tanımı üzerinde tartışılır. Terör propagandası tanımı üzerinde tartışılır. Fakat böyle üzerinde mutabakat sağlanmış bir tanımı yok bunların. Dezenformasyon konusu da tabii özellikle internet kapsamında yeni. O bakımdan tabii nasıl tanımlanacağı veya bu tanımın ne şekilde uygulanacağı. Şimdiki pratikte biz erişimi engelleme kararlarını sulh ceza hakimlerinin aldığını görüyoruz. Dolayısıyla muhtemelen mevcut yeni düzenlemede de sulh ceza hakimleri dezenformasyon içerip içermediğine karar verebilir. İlk aşamada ve ondan sonra da bir hapis cezası olduğu için yargılama yapılacak anlıyoruz. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası çok ciddi bir suç olarak tanımlanıyor. Kaldı ki bu hapis cezasının yanı sıra kullanıcıların belirli süreler ile sosyal medya kullanımının kısıtlanması veya yasaklanması söz konusu. Bunlar tabi pek karşımıza çıkan örnekler değil uluslararası hukukta. O bakımdan nasıl ve neye göre uygulanacağı soru işareti. Ama tabii Türkiye'nin yeni bir seçim dönemine girdiğini unutmamak lazım. Dolayısıyla hedef muhalif kitle, hedef muhalif haber siteleri ve gazeteciler olacaktır."

Akdeniz yeni yasanın amacının muhalif basını sindirmek ve susturmak olacağını düşündüğünü sözlerine eklerken dezenformasyon ve yabancı vakıflardan fon alan medya kurumlarına yaptırımların yeni yasada birlikte yer alıp almayacağı, nasıl formüle edileceğini ise ancak Meclis açıldıktan sonra, teklif verildiği zaman görebileceğimizi belirtti.

Yaman Akdeniz son olarak yetkililerin Almanya örneği üzerine çalıştıklarını söylemeleri konusunda şunları aktardı;

"Almanya ile Türkiye'ye baktığımız zaman aslında karşılaştırılacak pek bir şey de yok gibi. Çünkü Almanya'da demokratik kurumların işlediğini, kamu kurumlarının ve özellikle mahkemelerin, yargının bağımsız olduğunu, Türkiye'de benzer bir durumun olmadığını, sosyal medya platformları ile ilgili her ne kadar bir düzenleme olsa da oradaki düzenlemenin sadece kullanıcılarla sosyal medya platformlarını muhatap ettiği, eğer kullanıcılardan gelen talepler karşılanmazsa sosyal medya platformlarına ceza verileceği öngörülmüş iken Türkiye'deki yapıda hem sosyal medya platformlarına ciddi cezalar öngörülmüş hem de zaten kullanıcı talepleri yerine getirilmezse Türkiye'deki yapıda hem erişimi engelleme yaptırımı var hem içeriklerin yayından çıkartılması yaptırımı var. Biz Şansölye Merkel'in kendisi hakkında yazılanlarla ilgili her gün savcılıklara, emniyet birimlerine koştuğunu, suç duyurusunda bulunduğunu, gazetecileri şikâyet ettiğini, Der Spiegel'in, Die Welt'in, Deutsche Welle'nin haber sitelerine erişimi engelletmeye, haberlerini kaldırmaya zorladığını görmüyoruz. Bunların hepsini ama Türkiye'de görüyoruz. Dolayısıyla Almanya ile Türkiye'yi karşılaştırmayı hiç doğru bulmuyorum."

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar