Dêra Zor: SDG tarihindeki en zorlu sınav

Haseke’den Dêra Zor’a birkaç yol var. Bölgeye yabancı bir yolcunun hayatı, seçeceği yola bağlı. Dêra Zor’a giden her gazetecinin bilinmesi gereken ilk kural ‘’ hızlı sür... hiç durma!’’.

Baghouz’a kadar dört saatlik yol “survivor”a benziyor. Gözler adete X-ray cihazı gibi, yoldan geçenler veya yol kenarında duranlar üzerinde silah taraması yapmalı. Bunu yaparken yoldaki şüpheli her cisme de dikkat edilmeli. Karanlıkta bu yollardan gitmek ise adeta intihar girişimi. Yine, kalabalık ortamlardan uzak durmak hayati öneme sahip.   

Geçtiğimiz günlerde Londora merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi yaptığı bir açıklamada bölgede ‘’4-5 bin IŞİD mensubunun kayıplara karıştığını’’ bildirdi. Ve “bunların çoğunun SDG’nin kurtardığı köy ve beldelere sızdığını”, “IŞİD’in gizli hücreler kurduğunu ve bölgesel devletlerin bağlı olarak kaos yaymak için faaliyete geçtiğini’’ altını da çizdi.

21 Ağustos 2018’de IŞİD hücreleri SDG’nin kontrolündeki Dêra Zor köy ve beldelerinde basılı fermanlar dağıtarak ‘’SDG’ye destek olanları, faydalananları, SDG’ye yardım sağlayanları’’ ölümle tehdit etti. Daha sonra da petrol alanlarında çalışanları hedef almaya başladı.

Bu tarihten sonra Suwar-Diban yolu üzerinde 200’e aşkın insan katledildi. Bunların en az 75’i de yerelde yaşayan sivil insanlar. Demokratik Suriye Güçleri’nin savaşçıları ve Asayiş görevlileri ise bu saldırılarda hayatlarını kaybedenlerin çoğunluğu oluşturuyor. IŞİD’in bu tür saldırıları halk ile SDG arasında boşluk oluşturdu.

Dêra Zor eyaletinin yüzölçümü 33 bin kilometre kare, SDG ise Fırat Nehri’nin yukarısında kalan bölümü kontrol ediyor. Elbetta birçoğunuzun düşündüğü gibi bu bölgenin hepsi çöl değil. Baghouz, Sosa ve Hacin beldeleri nar bahçeleriyle meşhur. Nar ve hurma bahçeleri, Fırat’ı çölden kesiyor -ki bu da IŞİD’e “kolay gizlenme ve sızma avantajı” sağlıyor.    

Altı yıla yakın IŞİD’in kontrolü altında kalan 500 bin nüfuslu bu bölgede aşiret yapılanması çörümüş, işlevsiz hâle gelmiş durumda. Zaten Baas rejimi döneminde de burası refah içinde yaşamıyordu. Yayımlanan resmi istatistiklere göre Dêra Zor nüfusunun yüzde 6’sı okula hiç gitmemiş, yüzde 24’ü de ilkokula gitmekle yetinmiş. Sadece yüzde 1.4’ü üniversiteye gitmiş.

SDG’nin Hacin Basın Koordinatörü Aram Koçer “IŞİD bu süre zarfında toplumu kendi zihniyetine göre yeniden dizayın etti. Örgüt yerini alabilecek her türlü geleneksel veya çağdaş yapılınmayı ortadan kaldırdı” diyor. Belki de bu nedenle Rakka ve Menbiç’teki gibi binlerce kadının zorla giydikleri siyah nikabı ateşe vermelerine rağmen, Dêra Zor’da bir kadın bile çıkıp siyah nikabı yırtıp ateşe vermedi.

Geleneksel muhafazkâr olan bu bölgede daha önce binde bir oranında siyah nikap giyen kadınlara rastlanırdı. Doğrusu toplumun çoğu hala IŞİD’in intikam saldırılarından korktuğu için yaşam tarzlarını değiştirmiyor, bu da örgüte gizlenme avantajı sağlıyor.  

Aram Koçer sözlerine şöyle devam ediyor:

“Cephe savaşının kazanılması işin kolay kısmı, ama toplumu bu cani zihniyetten kurtarmak yıllar alacak. Hiç unutmayalım ki burada her çoçuk ‘Eşbalü-Hilafe’ kamplarından geçirilmiş. Bu çocukların ilk önce beyinleri yıkıldı daha sonra askeri eğitim verildi. Onları adeta bir ölüm makinesi haline getirdiler. Ama bunlar çocuk, tutuklayıp cezalandıramayız.”

Suriye’nin en kaliteli ve en masrafsız petrol çıkarılan bölgesinde halk IŞİD tarafından resmen köleleştirildi. IŞİD toplumu terbiye etmek için petrolü en şeytani şekilde kullandı.

Örgüt halka ham petrol dağıtarak ucuz para karşılığında rafine edilmesini sağladı. Bu şekilde yakıt ihtiyaçlarını giderdi ve halkı ekmek parasıyla kendine bağladı. Öyle ki her evinin bahçesinde ilkel bir rafineri kuruldu ve bunun karşılığında da her evden çocuklarını ’Eşbalü-Hilafe’ kamplarına göndermesi istendi.

Böylece halkın SDG’ye düşman gözüyle bakmasını daha kolay sağlamış oldu. Ayrıca daha kolay saklanma ve hareket etme imkânına kavuştu. Bugün Dêrazor halkı, “IŞID’e üye olmaktan” pek rahatsızlık duymuyorlar, hata bunu gizlemiyorlar bile.

SDG’nin Dêra Zor saha komutanlarından Adnan Afrin durumu, “IŞİD’e karşı savaş yeni başlıyor” sözleriyle özetliyor. Afrin’e göre köklü bir çözüm için bölgenin istikrarının sağlanıp, olumsuz bölgesel faktörlerden korunmasının yanında eğitim, hizmet ve yeniden inşa da önemli.

Adnan Afrin şöyle konuşuyor:

“Bunlar gerçekleşmediği sürece, IŞİD gibi terör örgütleri her zaman dünyamıza tehdit oluşturacak. Uluslararası ortaklarımıza bu konuda büyük sorumluluk düşüyor.”

Öte yandan SDG’nin zafer ilanından bugüne IŞİD’e karşı hamle durmaksızın devam ediyor. Sadece geçtiğimiz dört-beş gün içerisinde Uluslararası Koalisyon son olarak IŞİD’den kurtarılan Baghouz beldesine 16 hava saldırısı düzenledi.

Buna paralel olarak, koalisyona bağlı özel güçler ile SDG’nin anti-terör birimleri tünel ve mağaralarda kayıplara karışan IŞİD üst düzey mensuplarını aramayı sürdürüyor. Devam eden operasyonlarda en az 50 IŞİD üyesi öldürüldü,  bir Irak vatandaşı emir yakalandı.

SDG genel komutanı Mazlum Kobani ise 23 Mart günü zafer ilan ederken sözleri dikkatli seçmiş ve şöyle demişti: “Güçlerimiz IŞİD’i coğrafik olarak bitirdi ama IŞİD’e karşı mücadelemiz devam edecek.”

Dêra Zor, Demokratik Suriye Güçleri’nin tarihindeki en zorlu bir sınav. Aşiret sistemin çörüdüğü, toplumsal hiçbir örgütlülük sisteminin olmadığı bir topluluğu örgütlemek ve yönetime katmak büyük bir mücadele gerektiriyor.

Halkı yönetime katmadan güven sağlanamayacak. Ancak güvenliği sağlamak için de IŞİD hücreleri ve olumsuz bölgesel etkenleri ortadan kaldırmak şart. Ve bunun uluslararası destek sağlanmadan gerçekleşmesi olanaksız.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.