Ünal Çeviköz, CHP’nin Mısır’a ziyaret planının detaylarını anlattı

Dış politikada sürekli artan gerginliklerle aynı anda farklı cephelerde farklı ülkelerle sorunlar yaşayan ve hızla yalnızlaşan Türkiye’nin geldiği noktada, ana muhalefet partisi CHP diplomatik ilişkilerde inisiyatif almaya yöneliyor. Bu çerçevede önümüzdeki ay CHP milletvekili ve eski Büyükelçi Ünal Çeviköz başkanlığında bir heyet Kahire’ye gidiyor.

Son olarak Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Doğu Akdeniz’de yükselen tansiyonun düşürülmesi yönünde Türkiye üzerinde artan baskıların yanı sıra, Yunanistan, GKRY ve Fransa’nın girişimiyle AB liderleri 24-25 Eylül’de yapacakları zirve toplantısında Türkiye’ye yaptırım konusunu ele alacaklar.

Libya, Suriye, Irak’ta sıcak çatışma atmosferi içerisinde çok sayıda asker bulunduran Türkiye aynı zamanda bu ülkelerdeki iç sorunların ve çatışmaların da tarafı konumuna gelirken, pek çok ülke ile de resmi diplomatik ilişkileri uzun süredir kesilmiş durumda.

Diplomatik ilişkilerin kesik olduğu ülkeler arasında iç savaşın sürdüğü Suriye’nin yanı sıra bölgenin iki önemli ülkesi Mısır ve İsrail de yer alıyor.

Başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere diğer muhalefet partileri de Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetinin diplomasiyi ve Dışişleri Bakanlığı’nı geri plana ittiğini, askeri boyutu, tehdit, kavga, savaş, söylemlerini öne çıkartan, komşu ve bölge ülkelerinin içişlerine karışan ya da taraf olan bir dış politika izlediğini, bu yüzden de pek çok ülkeyle ile sorunlu hale gelindiğini öne sürüyorlar.

Her ikisi de AKP hükümetlerinde Dışişleri Bakanlığı yapan ve şimdi ayrılarak kendi partilerini kuran Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan da iktidarın izlediği dış politikaya oldukça sert eleştiriler yöneltiyor. Bunun yanı sıra Siyasi İslam çizgisi üzerine oturtulan, Müslüman Kardeşler/İhvan ve Hamas’a destek politikalarının da bu örgütleri terör örgütü kabul eden iktidarı karşı karşıya getirdiği, Türkiye karşıtı cepheyi genişlettiği dile getiriliyor.

İşte bu noktada daha önce Suriye iç savaşının başlarında Devlet Başkanı Esad ile görüşmek üzere Şam’a heyet gönderen CHP, şimdi de 2012’den bu yana diplomatik ilişkilerin kesik olduğu Mısır’a bir heyet göndermeye hazırlanıyor.  

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Dış Politika Başdanışmanı eski Büyükelçi Ünal Çeviköz Başkanlığı’ndaki heyette başka kimlerin yer alacağı henüz belli değil. CHP’nin Mısır hamlesinin gündeme gelmesi üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan da Mısır ile ilişkiler konusunda oldukça yumuşak tonlu bir açıklama yaptı. 

Erdoğan; "Burada tabii çok çok farklı gelişmeler var. Örneğin yani, Mısır ile istihbari görüşmelerin yapılması farklıdır, yaparız, hiçbir bizim açımızdan engel yoktur ama Yunanistan'la Mısır'ın yapmış olduğu bir anlaşma bizi üzmüştür. Çünkü Yunanistan ile Mısır'ın arasındaki bağlarla, bizim Mısır arasındaki bağlarımız çok çok farklıdır. Bunun ele alınması gerekir. Ama istihbarat noktasında görüşmeler her an yapılabilir." diye konuştu.  

Çeviköz Mısır ziyareti ile ilgili sorularımızı yanıtlarken henüz programın, ziyaret tarihinin ve randevuların netleşmediğini temasların devam ettiğini söyledi. Çeviköz; “Bu aslında kapalı bir toplantıda kararlaştırılmış bir programdı. Biz çalışmalara başladık ancak Mısır’da Ekim’de parlamento seçimleri var. Seçimlerin yapılması, ardından yeni hükümetin kurulması süreçleri göz önünde tutulduğunda, Mısır’a ziyaretimiz Ekim sonu ya da Kasım başında gerçekleşebilir. Şu anda buna yoğunlaşmış vaziyetteyiz” dedi.

Mısır ve İsrail’in, Türkiye’nin de yer aldığı bölgede göz ardı edilemeyecek, önemli iki ülke olduğunu kaydeden Çeviköz, Türkiye’nin bu ülkelerle siyasi ve diplomatik ilişki içinde olması, ilişkilerini sağlam ve düzgün tutması gerektiğini belirterek; “İlişkiler kesilirse ortaya çıkacak boşluğu birileri doldurur. Nitekim, bölgenin en önemli ve en köklü iki ülkesi Mısır ile Türkiye’nin yıllardır ilişkilerinin kesik olmasından Yunanistan yararlandı. Boşluğu görüp, Mısır ile deniz sınırları ve münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladı. Oysa bu Türkiye’nin Mısır ile çok önceden yapması gereken bir şeydi” diye konuştu.

Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasındaki gerilim ve 24-25 Eylül’deki AB liderler zirvesinden nasıl bir karar çıkabileceği sorusuna ise CHP’li Çeviköz şu yanıt verdi:

“Avrupa Parlamentosu’nun (AP) kararına baktığımız zaman daha önce AP’nin Türkiye’ye yönelik çok daha sert açıklamaları kararları olmuştu. İç politikaya yönelik bazı eleştiriler, Türkiye’yi suçlayıcı, tek yanlı bakış açısını yansıtan ifadeler var ancak doğrudan bir yaptırım tavsiyesi yok. O nedenle AB liderler zirvesinin bunun ötesine geçeceğini sanmıyorum. Yunanistan ve Güney Kıbrıs önümüzdeki birkaç gün baskılarını artırma yoluna gideceklerdir. Fransa şu anda biraz daha geri plana çekilmiş görünüyor. Muhtemelen liderler zirvesinde doğrudan ve sert yaptırımlar değil, diyaloga son bir şansa tanınması yönünde yaklaşım benimsenecektir. Bu şansın değerlendirilmesi konusundaki tavrın izleneceği, buna göre durumun değerlendirilerek yaptırımların ele alınabileceği şeklinde bir karar çıkacağını sanıyorum.”

İsrail ile önce Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ardından Bahreyn arasında imzalanan barış ve normalleşme anlaşmalarını Türkiye’nin ‘yok hükmünde saymasını ve kınamasını’ nasıl değerlendirdiği sorusuna ise Çeviköz öncelikle iktidarın izlediği kavgacı, çatışmacı, tehditkâr dış politika söyleminin terk edilmesi, diplomasi, barış ve müzakereci yaklaşımın benimsenmesi gerektiği karşılığını verdi. Türkiye’nin 1949’dan bu yana İsrail ile siyasi-diplomatik-ekonomik ilişkide bulunan bir ülke olduğuna vurgu yapan Çeviköz, bu sayede İsrail-Filistin sorunu konusunda da iki tarafla birden ilişkisi olan Türkiye’nin önemli misyonlar üstlendiğini ifade etti.

CHP’li Çeviköz açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“İktidarın sürekli kavga ve çatışma söylemini benimsemiş olması nedeniyle Türkiye hem bölge ülkeleriyle ilişkilerini kaybetti, yalnızlaştı. Hem Doğu Akdeniz’de yalnızlaştı hem de batı ülkeleriyle, müttefikleriyle kavgalı hale gelerek yalnızlaştı. Yani bu dış politika dilinin Türkiye’yi getirdiği nokta bu. Türkiye’nin son yıllarda Kuzey Afrika’da, Ortadoğu’da Arap uyanışı, Arap Baharı sonrası izlediği politikalar, Siyasal İslam’a destek vermesi, hem bölge ülkeleriyle hem de Avrupa ile olan ilişkilerini olumsuz etkiledi, yalnızlaştırdı. Pek çok bölge ülkesi siyasal İslam’a mesafeli durmayı benimsedi. Avrupa ülkeleri de siyasal İslam’a prim veren ülkelerle arasına mesafe koyma yoluna gitti. Demek bu kavgacı, siyasal İslamcı dış politikanın ciddi olumsuz yansımalarını yaşıyoruz. İsrail ile Arap ülkeleri arasında imzalanan normalleşme anlaşmalarını da bu çerçevede barışa bir şans tanımak olarak görmek lâzım. İsrail ile anlaşma yapan bütün Arap ülkeleriyle kavga edemezsiniz. Hepsiyle diplomatik ilişkiyi kesmek, hepsini kınamak, mesafe koymak, Türkiye’yi izole eder, izolasyonu iyice genişletir. Tüm Arap ülkeleriyle bu konumda olursanız, savunduğunuz Filistin davasına da faydası olmaz, bir katkı veremezsiniz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha önce yaptığı açıklamalarda iktidara geldiklerinde Türkiye, Irak, Suriye arasında Ortadoğu barış Teşkilatı (OBT) kuracaklarını, kavgayı değil barışı öne çıkartacaklarını açıklamıştı. CHP’nin dış politikada inisiyatif alması, sorun yaşanan ülkelere heyetler gönderme kararı, şimdiden iktidara hazırlık ve uygulanacak dış politikanın altyapısını hazırlama girişimleri olarak görülebilir. 

Doğu Akdeniz geriliminde son bir haftadan bu yana söylem değişikliğine giden, diyaloga zemin yaratmayı amaçladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan da son olarak Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Türkçe sosyal medya paylaşımı ve diyalog çağrısını yinelemesine diyalog ve müzakereden yana olduğunu içeren paylaşımlarla yanıt verdi. 

Dış politikadaki sorunları kavga ve askeri yöntemlerle çözme yaklaşımının içeride oy getirmesini uman iktidarın bu beklentisi, anketlere yansıyan sonuçlara göre fazla katkı sağlamamış görünüyor, AKP-MHP oyları erimeye devam ediyor. Belki de CHP’nin sorunlu ülkelere heyet gönderip, diyalog başlatma girişimi ve iktidara dış politika söyleminde değişiklik çağrıları Erdoğan’ın sertlik yanlısı tutumunda değişime neden olabilir.