Fehim Taştekin: ‘Türkiye destekli Trablus merkezli güçler sendeliyor’

Libya’da Türkiye’nin destek verdiği Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Sarrac’ın ekim sonu itibarıyla görevini bırakmasının yankıları devam ederken, bu durumun bölgedeki dengeleri nasıl değiştireceği ve Ankara’nın Sarrac üzerinden kurduğu strateji açısından ne tür yansımaları olacağı merak ediliyor.

Bölgeyi yakından takip eden gazeteci Fehim Taştekin, Libya dosyasının korkunç çelişkiler barındırdığını belirterek “Vatiyye’de üslenmek, Suriye’den milis indirmek, birkaç odada MİT’i operasyonel kılmak Libya’ya yön vermeye yetmiyor. Çatışmasızlık aşamasına geçildiğinde farklı iç ve dış dinamikler devreye giriyor. Hem çözüm hem çözülme yönünde. Türkiye’ye sırtını yaslayanlar kendi ajandalarını araya sokuyor, birbirlerine çelme atıyor. Bazıları Ankara’ya adımını atarken bir gözüyle Paris’e, diğeriyle Kahire’ye bakıyor” diyor.

Türkiye’nin bütün bir stratejiyi üzerlerine bina ettiği Trablus merkezli güçlerin “sendelediğine” dikkat çeken Taştekin, “Serrac-Başağa kavgası sorunun sadece bir kısmı. Trablus, Mısrata ve Zaviye’yi parselleyen gruplar daha büyük dert. Bunlar hem hükümetten maaşlı ‘güvenlik gücü’ hem de mafyatik örgütlenme. Ankara bunları düzenli güçlere dönüştürmekten bahsediyor. Siyasi ayaklar gibi bunlar da yolsuz, yağmacı” ifadelerini kullanıyor.

Libya’nın ciddi bir “reset” istediğine dikkat çeken Taştekin, şunları aktarıyor:

“Serrac’ın istifası da bir rest gibi; içerden ve dışardan gelen baskıları savuşturma amacı güdüyor sanki. Batı’ya ‘çözümün önünü açan sorumlu lider’ pozu veriyor. Türkiye’ye ‘Üzerime gelme giderim, hükümet dağılır, anlaşmalar da suya düşer’ demeye getiriyor. Serrac Ankara ile kritik anlaşmalara İslamcı ortaklarının baskısı altında rıza gösterdi. Ankara’nın istediği UMH’nin dağılmaması. Fakat her halükarda Akile Salih’in çözüm ortağı olarak kıymete bindiği yeni süreçte başkan, iki yardımcı ve bir bağımsız başbakan şeklinde formüle edilen 3+1 modeliyle yeni başkanlık konseyi kurulursa Türkiye açısından durum daha da nazikleşecek. Bunun için Cenevre’de deneme turları başlayacak. Türkiye eski sayfada kalan imzaları yeni sayfaya taşıyabilecek mi? Sonuçta anlaşmalar onay makamı Temsilciler Meclisi’nden geçip hukuki geçerlilik kazanmış değil. Garantisi yok hiçbir şeyin.”

Sarrac’ın bir yandan da hiç gitmeyecekmiş gibi kendine yakın güçleri tahkim ettiğini belirten Taştekin, şöyle devam ediyor:

 “Bu da Ankara’nın dikkat kesileceği bir durum. Serrac, Başağa’yı açığa alınca el çabukluğuyla Trablus’un güvenliğini İçişleri’nden alıp Zintan kentinden Usame Cuveyli komutasındaki Batı Bölgesi Harekât Gücü’ne vermişti. Mısratalı Muhammed el Haddad’ı da Genelkurmay Başkanlığı’na atadı. Zintanlılar Trabluslulara, Trabluslular ve Zintanlılar Mısratalılara karşı. Türkiye her üç odağı, ayrıca birbirine düşman İslamcı grupları memnun etmek durumunda. Müslüman Kardeşler’in başını çektiği kanatlar güvenlik, istihbarat ve medyayı kontrol etmeye yönelik bu adımlara öfke kusuyor. Ciddi bir güç kavgası var.

Atanan isimler otomatik olarak Türkiye’yi rahatsız etmeyebilir. Ancak istikrarsızlık Türkiye’nin oyun kapasitesini düşürüyor. Husumetler alevlenmeye çok müsait. Hasım güçlerin gözleri de bu çatlaklarda.”

 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz