Yeni dönemin makyajı 10 günde aktı: Muhalefetsiz Ekonomi Şurası’nda tek ses-tek akıl

İnfaz yasasıyla cezaevinden çıkan ülkücü mafyanın önde gelen ismi Alaattin Çakıcı’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ya yönelik tehdit ve hakaretlerine karşılık, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Cumhuriyet Savcıları suskun.

AKP ve MHP sözcüleri de suskun. Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik Çakıcı hakkında suç duyurusunda bulunurken, CHP ise Cumhur İttifakı’nı oluşturan AKP+MHP’nin yeni ortağının mafya olduğunu söylüyor.

Önce AKP Grubu’nda, ardından Tekirdağ İl Kongresi’nde ‘Ekonomide, Demokraside, Hukuk Devleti’nin güçlendirilmesi konusunda yeni bir dönem başlattıklarını’ ilan eden AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının inandırıcılığı, yaratılan iyimser beklentiler, Çakıcı olayı ve İçişleri Bakanlığı tarafından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan Kanal İstanbul soruşturması ile tersine döndü.

CHP’li vekillerin yargıyı göreve çağıran açıklamalarına rağmen, Cumhuriyet Savcılarının harekete geçmek için iktidardan gelecek işareti bekledikleri, yapılan suç duyurularının işleme konulmasını olabildiğince ağırdan alacakları anlaşılıyor.

Dolayısıyla demokrasi ve hukuk alanındaki reform vaatlerinin muhalefetin iddia ettiği gibi iktidarın yeni ‘makyaj’ çabası olduğu kanaati güçlenirken, iktidar medyasında da dile getirilen ‘artık Osman Kavala ve Ahmet Altan serbest bırakılsın, yeteri kadar hapis yattılar’ çağrılarına paralel olarak, göstermelik birkaç tahliye ile günü kurtarma yoluna gidileceği görülüyor.

Ekonomide yeni dönem ve reform vaatlerinin gerçekliği ve inandırıcılığı ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından 18 Kasım’da düzenlenen Türkiye Ekonomi Şurası toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasındaki ifadeler yanında Şura programı ve davetliler listesiyle ortadan kalkmış durumda.

Berat Albayrak’ın istifasıyla boşalan Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Lütfi Elvan TBMM Plan-Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada yeni dönem reformlarının ‘ortak akılla ve tüm taraflarla istişare sonrası’ uygulamaya konulacağını dile getirdi.

Elvan ‘yeni dönemin ilkelerini’ sıralarken komisyondaki tüm partilere mensup milletvekillerine şunları söyledi:

“Adalet bakanımız açıkladı. Hukuka verdiğimiz önemi, hukukun üstünlüğünü, öngörülebilirliği, mülkiyet hakkını Adalet Bakanımız zikretti. Önümüzdeki günlerde iş dünyamızla Adalet Bakanımız ile birlikte bir araya geleceğiz. TOBB, TİSK, MÜSİAD, DEİK.. Birlikte dinleyeceğiz. Ne tür sorunlar yaşıyorlar, uygulamada ne tür sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar? Ortak bir akılla yapılması gereken düzenlemeleri yapacağız. İstişareye sonuna kadar açık olacağız. Hiçbir insanımızın kafasında kaygı olmasın. Kapılarımız 24 saat açık olacak. Özellikle ifade edeyim.”

Ancak yeni Bakan Elvan’ın meclisteki bu sözlerinin ertesi günü Türkiye Ekonomi Şurası’nda konuşan Erdoğan, bir kez daha muhalefete ağır sözlerle yüklenirken Merkez Bankası’nın (MB) bağımsızlığının yeni dönemde de söz konusu olamayacağını, gerek faize gerekse MB’nin uygulayacağı politikalara müdahale edeceğinin sinyalini “Yatırımcıları yüksek faiz altında ezmemeliyiz” sözleriyle verdi. 

19 Kasım’daki MB Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yurtiçinde ve yurtdışındaki piyasalar tarafından beklenen yeni faiz artışının hemen öncesinde verilen bu mesaj, olası politika faizi artışına ‘bir defaya mahsus izin verileceğini’ iplerin Erdoğan’ın elinde olacağını gösterdi. 

PPK toplantısında en az 450-500 baz puan (4,5-5) artışla MB politika faizinin yüzde 10,25’ten yüzde 14,5-15 düzeyine yükseltilmesi yaygın beklenti. Politika faizinde bu düzeydeki olası bir artış, mevduat faizlerinde ve yatırımcının gereksinme duyduğu ticari kredi faizlerinde de stopaj ve diğer eklentilerle en az 6-7 puanlık artış anlamına geliyor. Bu da yatırımların finansmanının pahalanması, finansmandaki maliyet artışlarının üretim maliyetleri ve satış fiyatlarına yansıtılmasıyla, enflasyonun yüksek oranlı artışının sürmesi demek. Oysa Erdoğan Şura’daki konuşmasında tek haneli enflasyon ve faiz hedefini yineledi.

Türkiye ekonomisinin hazırlık dönemini geride bırakıp ‘şahlanışa geçtiğini’ ifade eden Erdoğan, “Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Artık çok daha güçlü bir şekilde üretime, yatırıma, istihdama ve ihracata odaklanmamız gerekiyor. Artık vites yükseltmenin bile yeterli olmadığı, araç değiştirmenin gerektiği bir dönemdeyiz. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıyız” dedi. 

Ancak gerek şu anda gelinen aşamada gerekse PPK’da yüksek oranlı bir politika faizi artışına da gidilirse, kamu bankalarına eksi faizle, zararına kredi dağıttırma olanağı söz konusu değil. Bunun yanı sıra gerek Lütfi Elvan’ın gerekse Adalet Bakanı Gül’ün açıklamalarından hukuk reformu ile kast edilenlerin daha çok iş dünyasını ilgilendiren alanlarda yoğunlaşacağı anlaşılıyor. 

Ticari davalar, icra-haciz ve karşılıksız çek-senet davaları ile ilgili karar süreçlerinin hızlandırılması, yatırımların kolaylaştırılması, mal güvenliği, şirketlere el koyma ve müsaderenin önlenmesi, sermaye ve kâr transferi güvencesi, iflas ve konkordatoların önlenmesine yönelik bazı yasa değişiklikleri bu kapsamda sıralanıyor. Yani hukuk reformu paketinde daha fazla demokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü şu aşamada gündemde görünmüyor.

Erdoğan’ın ittifak ortağı Bahçeli’nin bu alandaki adımlara zaten sıcak bakmadığı ve Erdoğan’ı frenlemesi beklenen bir şeydi. Ancak Bahçeli, Erdoğan’a yeni dönem vaatlerine ilişkin asıl somut ve sıcak mesajını, kendisine ‘ağabey’ diye hitap eden Mafya lideri Alaattin Çakıcı üzerinden, ana muhalefet liderinin hukuk reformu ile ilgili sözlerinden ötürü tehdit mektubuyla verdi.

Dolayısıyla Erdoğan’ın ‘artık vites değil, araç değiştireceğiz, şahlanacağız’ sözleriyle kamuoyunu ve iş dünyasını inandırmaya çalıştığı yeni dönemin gerçekte Bahçeli’nin ‘icazetine’ bağlı olduğu açık şekilde görülüyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, hukuk devleti, temel haklar, şeffaflık, daha çok demokrasi, özgürlük ve ekonomik reformlar için iktidarın getireceği düzenlemelere mecliste destek oyu vereceklerini açıklamasına karşı da gerekirse mafyasal girişimlerin devreye sokulacağı anlaşılıyor.

Daha da önemlisi, ekonomi yönetiminde yapılan değişikliklerle estirilen olumlu hava ve yeni Bakan Elvan’ın ‘ortak akıl ve istişare’ vaadinin de lafta kalacağı, Erdoğan’ın Ekonomi Şurası konuşmasında verdiği mesajlar ve Şura’ya muhalefetin davet edilmemesi, konuşturulmamasıyla apaçık ortada.

TOBB’un en son 2016’daki Genel Kurulu’na davet edilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TOBB yönetimini eleştirerek iktidarın yanlışlarını söylemekten korktuklarını ‘TÜSİAD kadar cesur olamadıklarını’ dile getirince, TOBB ile muhalefet arasında bağlar koptu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun  ‘Kılıçdaroğlu’na boyunun ölçüsünü göstereceğini’ içeren açıklamasından sonra, TOBB Genel Kurulları ve Türkiye Ekonomi Şuraları muhalefet partilerine, temsilcilerine, sözcülerine kapandı. 

Geçen yıl olduğu gibi bu yılki Şura’da da sadece Erdoğan ve bakanları ile TOBB yönetimi, oda-borsa başkanları yer aldı. İktidarın ekonomi politikalarına övgüler düzen TOBB Başkanı, 1,5 ay önce de Berat Albayrak’ın açıkladığı Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) yeni bir dönem başlatacağını, tüm ekonomik sorunları çözeceğini ifade etmişti. 18 Kasım’daki Şura’da da bu kez aynı Hisarcıklıoğlu aynı övgüleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomide yeni dönem vaatleri ve yeni Bakan Elvan için yaptı.

Bakan Elvan’ın ortak akıl vaadine karşılık, muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kızdırmamak için Türkiye Ekonomi Şurası’nda eleştirel ya da aykırı hiçbir sese, konuşmaya izin verilmedi. Tek kişinin tek sesli konuşmasıyla özdeşleşen Şura’da, Erdoğan’ın muhalefet partilerine yönelik ağır ifadeleri, ortaya hiçbir çözüm koyamadıkları yönündeki iddiaları, TOBB yönetimi ve Oda başkanları tarafından alkışlanırken, ekonomide, demokraside, hukuk devletinde yeni dönem ve reform söylemleriyle iktidarın yaptığı makyajın boyaları da on günde akmış oldu.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.