Erdoğan’ın 5 milyon işçi ve memura yapacağı zam seçim takviminin sinyali olacak

Kamuda çalışan memurlar ile memur ve işçi emeklilerine yılın ikinci 6 ayında yüzde 8,45 maaş zammı yaparak milyonlarca çalışan ve emeklinin tepkisini çeken iktidar, bayram tatilinden sonra işçi sendikalarıyla, Ağustos ayında da memur sendikalarıyla toplu sözleşme pazarlığına oturacak.

Erdoğan iktidarı, Kamu İktisadi Teşebbüsler (KİT) ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olarak çalışan yaklaşık 1 milyon kişi için bu haftadan itibaren sendikalarla pazarlık müzakerelerini sürdürecek.  İlk görüşmede düşük ücretlere 60 ile 100 TL seyyanen zam, ilk 6 ay için yüzde 9, ikinci 6 ay içinse yüzde 5 ücret artışı önerdi. 

Kamuda örgütlü Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonlarıyla gerçekleştirilecek toplu sözleşmeler 2 yıl süreyle geçerli olacak.  Her iki konfederasyon da kamu işveren tarafının 60-100 TL’lik seyyanen artış ve yüzdeli maaş zammı teklifini ‘görüşmeye bile gerek görmediklerini’ belirtip reddederek, iktidardan ülkenin ekonomik gerçekleriyle örtüşen bir zam teklifiyle gelmesini istediler.

Halen haziran ayı itibarıyla yüzde 17,53 olan yıllık enflasyonun yükselmeye devam ettiği bir ekonomik konjonktürde, iktidarın yüzde 9 ve yüzde 5’lik maaş zammı önerisi gayrı ciddi olarak değerlendiriliyor. 2023 yılı için yüzde 5’lik tek haneli enflasyon hedeflendiğini gündeme getiren iktidar ve ekonomi yönetimi, zam teklifinin hedeflenen enflasyona göre belirleneceğini savunuyor. Ancak bugüne kadar gerek ekonomik programlarda gerekse Merkez Bankası’nın öngördüğü enflasyon hedefleri hemen hemen hiç tutmadı. Sürekli şekilde hedefin oldukça üzerinde gerçekleşen enflasyon nedeniyle çalışan ve emekli aylıkları enflasyona yenik düştü.

Toplu sözleşme görüşmelerinde birlikte hareket etme kararı almalarına karşılık iktidara yakın olan Hak-İş’in birkaç görüşme turu sonrasında iktidarın baskısıyla ortak hareket etme tavrından vazgeçerek, hükümet ile anlaşma yoluna gideceği öne sürülüyor.

Bayram öncesi işverenin verdiği teklifi reddeden işçi sendikaları, iktidara yeni bir pazarlık süreci başlatılması talebini iletmiş ve kamu işveren kanadı buna olumlu yanıt vererek, bayram sonrası yeni bir teklif sunulacağını bildirmişti. 

Kamudaki toplu sözleşme görüşmelerinde bugüne kadar pazarlıklar sürekli şekilde anlaşmazlıkla ve grev kararıyla sonuçlanırken, iktidar genel sağlık ve milli güvenlik gerekçesiyle grev erteleme yoluna gidiyor. Grev kararına rağmen çalışmaya devam etmek zorunda kalan işçiler bir süre sonra sendikalara toplu sözleşmeyi imzalamaları için baskıya başlıyor. İktidar, bunu fırsat bilerek kendi teklifini sendikalara kabul ettirme imkânına kavuşuyor. 

İşçi sendikaları kamudaki yaklaşık 1 milyon kadrolu ve taşeron işçisinin çok düşük ücretlerle, yetersiz sosyal haklarla çalıştırıldığını dile getirerek, bütün kamu işçilerinin ücretlerinde ve sosyal haklarında iyileşme sağlayacak bir toplu sözleşmeyi hedeflediklerini ilan ettiler. İktidar ise korona salgını nedeniyle yapılan ertelemeler, vergi ve prim ödemelerinin ötelenmesi, sağlanan parasal destekler nedeniyle bütçe açığının arttığını, parasal imkânların yetersiz olduğunu gündeme getirerek, işçi sendikalarının taleplerinin karşılanamayacağını savunuyor.

2015 seçimleri sırasında ana muhalefet partisi CHP’nin kamudaki taşeron işçilerin kadroya alınacağı vaadinde bulunması üzerine, o önemde AKP Genel Başkanı ve Başbakan olan Ahmet Davutoğlu aynı vaadi sahiplenmiş, seçim sonrası taşeron işçiler aşama aşama kadroya alınmıştı. Ancak daha sonra imzalanan toplu sözleşmede kadroya alınan taşeron işçiler toplu sözleşmede kapsam dışı bırakıldı. Dolayısıyla çok düşük ücretlerle kadroya alınan taşeron işçiler ilk kez bu yıl imzalanacak toplu sözleşmeden yararlanacak.

Geçmişte 3 milyona kadar ulaşan kamudaki sendikalı işçi sayısı AKP döneminde peş peşe yapılan özelleştirmeler, sendikasızlaştırma baskılarıyla büyük ölçüde azalarak 700 bine kadar indi. Taşeron işçilerin kadroya alınmasıyla şimdi bu sayı yaklaşık 1 milyon düzeyinde. Buna rağmen sendikalar gerek kamuda gerekse özel sektörde sendikal baskılar nedeniyle ciddi biçimde güç ve üye kaybetti.

Türk-İş ve Hak-İş, kamuda en düşük işçi ücretinin (brüt) aylık 4 bin 800 TL’ye yükseltilmesini, toplu sözleşmenin birinci yılının ilk 6 aylık döneminde yüzde 20 zam yapılmasını, izleyen 6 aylık dönemlerde de gerçekleşen enflasyon oranı üzerine 3 puan refah payı ilave edilerek ücret zamlarının uygulanmasını istiyor. 

Diğer yandan kamudaki 4,2 milyon memur için 2-3 Ağustos’tan itibaren memur sendikalarıyla toplu görüşme pazarlığı başlayacak. 2022-2023 dönemini kapsayacak iki yıllık toplu görüşme müzakerelerinde belirlenecek maaş zamları aynı zamanda 2 milyon memur emeklisinin maaş zamları için de uygulanacak. 2019-2021 dönemi için imzalanan sözleşmede memurlara ve memur emeklilerine 6’şar aylık dönemler için yüzde 3 zam uygulandı.

Enflasyonun bunun üzerinde olması halinde ise enflasyon farkı ilave edildi. Bu çerçevede 1 Temmuz’da memur maaşlarına yüzde 8,45 zam yapıldı. Ancak gerek enflasyonun tahribatı gerekse yılın ikinci yarısında gelir vergisi dilimlerinin yükselmesi, vergi oranlarının artmasından ötürü sürekli şekilde memurlar zamma rağmen giderek azalan tutarlarda maaş alıyor.

Kamuda daha önce KESK ve Kamu-Sen gibi sol-sosyal demokrat, MHP’nin muhalif olduğu dönemde milliyetçi-ülkücü çizgideki konfederasyonlar en çok üyeye sahip oldukları için iktidarlarla toplu pazarlığa otururken, AKP döneminde muhalif konfederasyonlar baskı altına alındı.  İstifa ettirilen memurlar iktidar çizgisindeki Memur-Sen’e üye yapıldı ve şu anda kamuda en büyük konfederasyon iktidarın sarı sendikası olarak pazarlığa oturan Memur-Sen. Göstermelik pazarlıklar ve sanal anlaşmazlıklarla sürdürülen müzakerelerde, çift haneli enflasyon oranlarına rağmen Memur-Sen yüzde 3’lük zamlara imza attı. 

Bu defa da aynı sahnelerin sergilenmesi olsılığı yüksek görünüyor. Ancak toplamı 5,2 milyona varan kamu işçileri ve memurları adına yürütülecek pazarlıklar ve imzalanacak sözleşmeler 2022-2023 dönemini kapsayacak. Bunun için iktidarın vereceği zamların bir anlamda seçim sinyali olacağı siyaset ve bürokrasi kulislerinde dile getiriliyor.

Geçmişte ANAP yerel seçimlerde büyük hezimete uğrayıp, büyük belediyeleri SHP’ye kaptırdıktan sonra, oylarındaki erimenin hızlanmasıyla genel seçimler öncesinde memur maaşlarına tek seferde yüzde 50 zam yaparak seçimi kazanma hamlesi yapmıştı. Ancak buna rağmen kaybetti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik tablonun kitlelerdeki hoşnutsuzluğu ve tepkileri artırmasını, oylarını eritmesini gözeterek popülist bir yaklaşıma yönelebilir.  Gerekirse Merkez Bankası’na para bastırıp emisyon yaratma pahasına milyonlarca memur ve işçinin maaşlarına yüklü zamlar yapıp ardından da erken seçime gitme kararı alabilir. Bunun yanı sıra seçimleri 2023’te yapmayı öngörse de 2022-2023 dönemini kapsayacak bu sözleşmelerde yine 2023 yılı için daha yüksek zam önererek seçimler zamanında olsa da geniş kesimleri memnun edip, yanına çekme yoluna gidebilir.

İşçi ve memur sendikalarıyla kamu işvereni, devletin patronu olarak oturacağı pazarlıkta Erdoğan’ın sergileyeceği tavrın, yapacağı maaş ve ücret zamlarının seçim takvimi açısından bir işaret fişeği olacağını öngörmek çok da yanıltıcı olmaz. Düşük oranlı ve tepkileri büyütecek bir zam seçimlerin zamanında yapılacağının ve Erdoğan’ın 2 yıllık iktidar süresini kullanmak istediğinin işareti olarak görülebilir. Aksi durum ise yani popülist bir tutumla yüksek oranda maaş zamlarını devreye sokmasını erken seçimin habercisi şeklinde görmek mümkün…