Erdoğan Nere, Diyarbakır Nere

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır ziyareti ve orada yaptığı konuşmanın yankıları sürüyor. Diyarbakır’da Çözüm Süreci’ni sahiplenen Erdoğan, sürecin bitmesinden de HDP’yi ve PKK’yi sorumlu tuttu. Peki Diyarbakırlılar bu konuda ne düşünüyor?

Şehrin sokaklarında gezdiğimizde ekonomik krizin derin etkileri her yerde karşımıza çıkıyor. Özellikle işsizlikten yakınan gençler ve çocuk yaşta çalışmak zorunda kalanlar hemen kendini fark ettiriyor. Şehre dair eskiye oranla artış gözlemlediğim bir diğer faktör ise dilencilik... Her sokakta birkaç dilenciye denk gelmek mümkün. Fiyatlarsa tüm Türkiye’de olduğu gibi burada da can yakıyor. Konuştuğumuz esnafın önemli bir kısmı fiyatlardan ve iş yapamamaktan şikayetçi. Erdoğan’ın şehre ziyareti ise büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı. Erdoğan’ı karşılamaya gidenlerin önemli bir kısmı ise çevredeki AKP’nin teşkilatlarında yer alan insanlar oldu. Bu noktada AKP tabanının da bu ziyareti pek sönük karşıladığını söylersek yanlış olmaz.

Hazal Çelik

Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde yaşayan Hazal Çelik, Erdoğan’ı sorunca özellikle ekonomik krizden şikayetçi. Bir oğlu batıya gitmiş çalışmak için. Diğer iki kızı da evli. Burada her gün topladığı naylonları satarak geçimini sürdürüyor. Erdoğan’ın ziyaretiyle hiç ilgilenmediğini söylüyor. Ona göre Erdoğan defalarca geldi. Ancak mevcut sorunlar çözülmedi. Halk zaten fakirdi şimdi daha da fakir. Zenginlerin buralarda yaşamadığını ifade eden emekçi kadın, “İş yok. Millet perişan. Gelip yaşadığım bir göz odayı görsen abla nasıl burada yaşıyorsun dersin ama maalesef mecburuz. Biz burada dünyanın fakirliğini yaşıyoruz. Erdoğan gelmiş ama hiç ilgimiz yok. Çünkü karnımızı doyurmaya dair dertlerimize yönelik nasıl bir çözüm sunabilir ki? Ne yaptı? İşsizliğe çare mi buldu? Şu perişan hale bak… Hiç ilgilenmiyorum söyledikleriyle...” diyerek sözlerini bitiriyor.

Medine Aslan

Sur’da yaşayan bir diğer emekçi ise Medine Aslan. Kendisi pazara gitmiş ve her şeyin ateş pahası olduğunu söylüyor. Yaşadığı ev ise harabe olmuş halde. Ancak parası olmadığı için o eve doğru dürüst kira dahi ödeyemiyor. Biriken kiralarını veremediği için de borçlanmışlar. Erdoğan’ın gelişini ise dün çevrede alınan güvenlik tedbirlerinden duymuş. Gittiğini de yine o tedbirlerin kalkmasından anlamış. Erdoğan’ın söylediklerine dair de bir fikri yok. Ona göre sorun çözmek isteyen önce Diyarbakır’a istihdam yaratmalı, fabrika kurmalı. Gençlere iş bulmalı. İnsanların ekonomik sıkıntıları olduğu için şehre mutsuzluk hakim. Gençlerin gelecek kaygılarının olduğunu aktaran Medine Hanım, her şeyden önce gençlere iş ortamının sağlanmasının şart olduğunu söyleyerek sözlerini bitiriyor.

Kadri

Medine Hanım’dan sonra sözü bahsettiği işsiz gençlere veriyoruz. Ahval’e açıklamalarda bulunan Kadri Bey, Erdoğan’ı sevmediğini belirterek sözlerine başlıyor. gençlerin geçim sıkıntısının olduğunu o da vurguluyor. Her sabah güne eksiden başlıyorlar. Geçim sıkıntıları olduğu için kültürel ve diğer alanlarda da gençlerin gelişimi baltalanıyor. Erdoğan’ın gezisini değerlendiren Diyarbakırlı genç, “Erdoğan buraya geldiği için çok sıkıntı yaşadık. Mahallenin sadece yakınından geçti diye 10 saat elektrik sıkıntısı yaşadık. Benim yatalak hastam var. Biz ne yaşıyoruz, ziyarete gelmişler ama onlar yaşadıklarımızın neresinde? Dilerim bir daha gelmez. Şivan Perver, Barzani ile kendileri geldi. Burada Çözüm Süreci için hamleler yaptı. Kendileri süreci başlattı. Bitirdi. Söylemleri artık inandırıcı gelmiyor.” diyerek Erdoğan’ın söylediklerine dair bir beklentisinin olmadığını belirtiyor.

Hamit Keskin
Hamit Keskin ise Çözüm Süreci’nin HDP  tarafından değil Erdoğan tarafından bitirildiğini aktarıyor. Bugün Çözüm Süreci’ni sahiplenmesininse gerçekçi olmadığını aktarıyor. Çünkü ona göre eğer Erdoğan bu söylediklerinde samimi ise önce HDP’li tutukluları serbest bırakmalı. Kürt halkının barış istediğini ifade eden yaşlı adam sözlerini şöyle sürdürüyor: “Erdoğan, MHP’nin emri altına girmiştir. Madem iyi bir şey yapmak istiyorlar önce HDP’lileri serbest bıraksınlar. 13 bin kadar HDP’li hapiste. 2 aydır Kürtlerin tüm ormanlarını yakmışlar ama kimse söndürmedi. Barış Süreci’ni bitiren ve açık açık buzdolabına kaldıran onlardı. Kendileri bizzat bunu söyledi. İki polisi bir şekilde öldürüp onu gerekçe kılıp savaşı tekrar başlattılar. Süreci kendileri bitirdi ama HDP’nin üzerine attılar. Kürt siyasetçiler içeride. AKP’den 13 bin siyasetçi ayrılsa AKP hemen çöker. Ama HDP ayakta. Türkiye birkaç çete ve bürokratın eliyle parselleniyor. Hem ekonomik kriz hem siyasi kriz buradan doğuyor. Bir de cumhurbaşkanı kendisine 4 -5 tane şato yaptı. Kimin parasıyla yaptı? Bir kuruş parası var mı içinde? Bunlar hep milletin parasıyla… Bunlar halen çıkıp 2023 yada 2073 falan diyor. 48 belediyeye kayyum atmışlar. Bunu Allah da insanlar da kabul etmez. Kürt halkı barış istiyor ama ona cevap verecek bir muhatap bulamıyor. Önce bu zihniyetin değişmesi lazım.”

Mehmet Emin İpek
Esnaf Mehmet Emin İpek ise Erdoğan’ın yaptığı konuşmada esnafa dair bir yorum yapmadığını söylüyor. Siyasi parti meselelerinden uzak olduğunu ancak ekonomik anlamda son yıllarda zorlandıklarını söylüyor. Eskiden günde 5-6 iş yapabildiklerini ancak şimdi 3 tane ancak yaptıklarını kaydediyor. Ona göre Erdoğan’ın yapması gereken en önemli şey şehre hizmet ve iş alanları yaratmak.
 
Diyarbakır merkezli Rawest Araştırma'nın Genel Müdürü Roj Girasun ise Erdoğan’ın ziyaretine zaten genel bir beklentisizlik halinin hakim olduğunu bu yüzden söylediklerinin çok etkili olmadığını söylüyor. Çözüm Süreci’nin sahiplenilmesinin önemli bir vurgu olduğunu aktaran genç araştırmacı,  Diyarbakır Cezaevi’nin müzeye dönüştürülme fikrinin ise eski bir söyleminin tekrarı olduğunu belirtiyor. Millet İttifakı’nın da Çözüm Süreci’ne tepki koyduğunu aktaran Girasun, konuşmasını şöyle bitiriyor: “ Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır’da kullandığı Çözüm Süreci’ni sahiplenen dili Cumhur İttifakı’nın söylemlerinin çok ilerisindeydi. Çünkü Çözüm Süreci bugün hem muhalefet hem de iktidarın ortakları tarafından çok şeytanlaştırılmış bir söylem. Bunu sahiplenmiş olması Kürt meselesi açısından önemli bir şey. Çözüm masasının kendisini değil, çözüm masasının aksaklarını kendi oturduğu pozisyondan eleştirmesi önemli bir şey. Bu Diyarbakır Cezaevi’ni müze haline getirme fikri ise zaten çok evvelden konuşulan bir meseleydi. 2010’lardan beri konuşulduğu için artık demode oldu. Yeni bir paket hissi uyandırmadığı için aslında geride kalmış bir şeyin tekrar söylenmesiydi. O yüzden çok etkili değil ama sembolik anlamda bir önemi var diyebiliriz.”

DEVA Partisi Diyarbakır İl Başkanı Avukat Cihan Ülsen ise Erdoğan’ın şehirde söylediklerini,  “Diyarbakır ziyareti ile Türkiye’deki siyasetin gündeminin, kendi istikametini belirlemekten uzak olduğu da ortaya çıktı. Ekonomik kriz, yolsuzluk, yoksulluk, Kürt seçmende son beş yılda kaybedilen irtifa ve benzeri sebepler gibi pek çok neden bunun temel sebebidir.” şeklinde değerlendiriyor.

İktidar ve ortaklarının Kürt meselesinde yaptıkları patinajlara dikkat çeken Başkan Ülsen, “İktidar partisinin son 5-6 yıldır içerisinde olduğu siyasi tablo ve bu tablo neticesinde uygulanagelen pratik ile bugün Diyarbakır’da cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemleri karşılıklı denklemler içersinde birbirini tamamlamaktan ziyade aslında birbirini inkar ve reddeden bir tutuma işaret ediyor. Sürekli olarak Kürt meselesinde ve Kürtler mevzunda Yapılan patinajlar, üretilemeyen bir siyasetin son perdesi gibi okunmalı. Çünkü Kürtlere ve Kürtlerin içinde olduğu bütün meselelere dair kapsayıcı çözüm odaklı ve geleceğe endeksli bir söylem yerine geçmişte kendi söylediklerini inkara dahi gelecek ve bir muhasebe içermeyen açıklamalarla yeni bir siyaset dilinden ya da tavrından söz edemeyiz. Bu tavır Akp ve Cumhurbaşkanı’nın artık Kürtler nezdinde bir kredisinin olmadığını göstermesi sebebiyle önemli. Çünkü artık kürtler bu siyasal denklemde nesne değil özne olacaklarını artık yüksek sesle dile getirmiş ve bunu ortaya koymuştur. Çözüm Sürecinden başlayarak vermiş olduğu bütün mesajlar iktidar partisinin kayıp hanesine yazılanların adeta bir dökümü gibiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaçırmış olduğu bir gerçek var: Çözüm süreci şahıslardan ve partilerden kıymetli bir projeydi... Bugün, o günün heyecanın gerisinde büyük yıkıntıların üzerinden söylenen sözlerin uyandırdığı merak bile yoktu” ifadelerini kullanıyor.

Ülsen, Diyarbakır’da verilen mesajların eski söylencelerin tekrarı olduğunu oysa Türkiye’nin umutla inşa edilmiş heyecana ve hikayesi olan bir gelecek tahayyülüne ihtiyacı olduğunu söylüyor.

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer ise Çözüm Süreci’ni bitirenin Erdoğan olduğunu söylüyor. Çözüm Süreci’ne vurgu yapmasının nedenini açıklayan Taşçıer, Kürtlerin Erdoğan’dan uzaklaştığını aktarıyor. Taşçıer, “Erdoğan kaybettiği Kürt oylarını geri almak için bu mesajı verdi. Ona oy veren Kürtlerin başka yere kaydığını gördü. DEVA ve Gelecek gibi partiler de Kürt Sorunu ağırlık siyaset güttükleri için Erdoğan buna mecbur kaldı ve böyle bir açıklama yaptı. Kürtlerle ilgili yeni bir siyasetten bahsetmedi. Sadece ‘süreci biz bozmadık HDP tarafından sabote edildi’ dedi. Erdoğan 2005 yılında Kürt Sorunu’nu ben çözeceğim dedi. Sonra Oslo Görüşmeleri’ni yaptı. Çözüm Süreci başladı. HDP dışında Kandil ve İmralı ile devam etti. Erdoğan’ın kendisi Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını söyledi. Erdoğan, Kürtler için ne yaptı da HDP engel oldu? Kürt Sorunu’nu çözme konusunda tek bir yasal düzenleme yapmadı. Olan yasaları da uygulamadı. İstanbul Seçimleri sürecinde Erdoğan yine Kürtlere yanlış yaptı ve Kürtler tepki gösterdi. Erdoğan kaybetti seçimleri. Yani sadede gelirsek HDP süreci bitirmedi. Erdoğan bitirdi. Erdoğan kendisine oy veren seçmenin uzaklaştığını görünce de bu açıklamayı yaptı” diyerek konuşmasını noktalıyor.

CHP Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Mahmut Aziz Usal ise Erdoğan’ın söylediklerinin bir karşılığının olmadığını belirtiyor. Gelecek seçimde Erdoğan’ın başarısız olacağını ifade eden başkan yardımcısı Usal, sözlerini şöyle bitiriyor: “Diyarbakır Türkiye’nin en politize olmuş şehridir. Oradaki kalabalığın Diyarbakır'dan oluştuğuna ihtimal vermiyorum. Genelde Urfa, Mardin gibi çevre illerden taşıma yapıyorlar. Yaptığı söylemin Diyarbakır üzerinde de bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Çözüm Süreci’ni kendilerinin başlattığını hepimiz biliyorduk. Dün sahiplenme yaptı. Kendisi için çok önemli olsaydı orada HDP’yi suçlayacağına süreci devam ettirirdi. Buraya sadece HDP’yi yermek için gelmişti. Artık Diyarbakır halkı gerçeklerin farkında ve gelecek seçimde gereken yanıtı verecektir.”