Yeniden atamaları engelleyen Türkiye ve müttefikleri AGİT’i zayıflatıyor

Dünyanın en büyük bölgesel güvenlik örgütü olan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) üye ülkeleri arasında geçen ay yaşanan anlaşmazlık, örgütü lidersiz bıraktı. Türkiye, Azerbaycan ve Tacikistan'ın önemli görevlilerin yeniden atanmasını kabul etmemesi, örgütün uluslararası güvenliğin ayrılmaz bir parçası olan insan hakları ve medya özgürlüğünü desteklemesine yönelik gücünü zayıflatmaya yönelik açık bir saldırı halini aldı.

Ahval’e konuşan Freedom House’taki Avrupa ve Avrasya Programları Direktörü Marc Behrendt, “AGİT, insan hakları ve demokrasinin güvenliğin temeli olduğunu söyleyen ilk örgüttür. Önemli olmasının nedeni, komşunuzun ülkenizdeki insan hakları ve demokrasi hakkında yorum yapmasına ve önem vermesine izin vermesidir” diyor. 

Behrendt'e göre örgüt, AGİT'in önemli olduğu konusunda üye devletler arasında gerçek bir fikir birliği olduğundan on yıllardır faaliyet gösteriyordu.
“Otoriter rejimler güvenliği önemsiyor, ancak insan boyutunun dahil edilmesini istemiyorlar. Eğer insan boyutu olmasaydı, AGİT sadece nispeten zayıf konsensüs temelli bir örgüt olurdu” diyor.

Ve Türk hükümetinin şu anda itiraz ettiği konu da insan boyutu. 

Illinois-Springfield Üniversitesi'nden Doçent Sibel Oktay da Ahval'e açıklamasında “Türkiye AGİT'i öncelikle bir güvenlik ve barış işbirliği kurumu olarak görüyor. AGİT'te karar verme sürecini durdurarak meydan okumak, Türkiye'nin örgütle, özellikle de insan hakları ve seçimi izleme konusundaki faaliyetleriyle ilgili hoşnutsuzluğunu ortaya koyması bakımından ucuz bir davranış” olduğunu belirtiyor. 

Temmuz ayındaki diplomatik çöküş, Türkiye ve Tacikistan'ın İzlandalı Ingibjörg Sólrún Gísladóttir’in AGİT’in Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) müdürü olarak yeniden atanmasını veto etmesiyle başladı. 

Tacikistan, Fransa’dan Harlem Désir’in AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi (RFOM) olarak yeniden atanmasını engellemede de Türkiye ve yakın müttefiki Azerbaycan’a katıldı. Ankara, görev süreleri boyunca her iki yetkilinin davranışlarından rahatsız oldu. 

Yanıt olarak, Fransa, Kanada, Norveç, İzlanda ve Ermenistan da Genel Sekreter Thomas Greminger ve Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri (HCNM) Lamberto Zannier'in yeniden atanmasını reddetti çünkü dört yetkili 2017 yılında siyasi paket anlaşmasıyla atanmıştı. 

Kriz yaratmak, AGİT yetkililerinin gelecekte insan hakları ve medya özgürlüğü ihlallerinde  Türkiye’ye yönelik resmi eleştirilerini engellemeyecektir, ancak diğer Türk dış politika çıkarları için faydalı olabilir.

Oktay, atamaları durdurması için Türkiye’nin Azerbaycan ve Tacikistan’a uzattığı bahşiş şapkasının önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Türkiye bunu, başka bir yerde, acil olarak da Libya ve Suriye'de Rusya ile gerginliği azaltmak için basit bir jest olarak sunabilir.” 

Türkiye, bu aşamada AGİT siyaseti içinde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tartışmalı Dağlık Karabağ’la ilgili olarak elini güçlendirmeye çalışıyor olabilir. Dağlık Karabağ sorununa barışçıl bir çözüm bulmak için çalışan AGİT bünyesindeki Minsk grubuna atıfta bulunan Oktay, "Türkiye, Dağlık Karabağ’la ilgili olarak Azerbaycan’ın yanında ve şu anda iki ülke bu atamaları raydan çıkarmak için birlikte çalışıyor. Buradaki uzlaşmazlıkları Minsk Grubu'ndan taviz elde etmek için kullanabilirler” diyor. 

57 üyeli AGİT'te bir azınlığın Gísladóttir ve Désir'in yeniden üç yıllık bir dönem için normal bir rutin olarak yeniden atamalarını engelleme çabaları insan hakları ve medya özgürlük grupları tarafından açık bir şekilde eleştirildi. Konuyla ilgili açıklamasında Avrupa Birliği de, Türkiye, Azerbaycan ve Tacikistan'ın eyleminin “örgütün etkinliğini baltaladığını ve Avrupa'daki güvenliği zayıflattığını” vurguladı. 

"RFOM veya HCNM’un başında kimse yok" diyen Behrendt, yeni atamalar yapılıncaya kadar “bu kurumların yetkisiz olacaklarını ve çalışamayacaklarını” belirtiyor. Yeni başkanları onaylamak için bir sonraki fırsat Aralık ayındaki Bakanlar Konseyi toplantısı. Bununla birlikte, sekreterya ve ODIHR'nin geçici olarak çalışmalarına devam edebilecek personeli bulunuyor. 

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın, Azerbaycan’daki basın özgürlüğüne ilişkin “aşırı eleştirisi” nedeniyle Désir’in yeniden atanmasına karşı çıktığı bildiriliyor. Türkiye, Nisan ayında ABD'nin devlet kurumu TRT'yi Türk hükümetinin yabancı ajanı olarak kaydolmaya zorlamasında Désir'in endişesini dile getirmesinden dolayı büyük olasılıkla memnun olsa da, Ankara muhtemelen Désir'den gelen "aşırı eleştiri" şikayetinden dolayı Azerbaycan'la hemfikir olacaktır. 

Fransız diplomat, 2018'in başlarında Türk hükümetinin Ahval News'e erişimi engelleme kararını eleştirdi ve internet özgürlüğünü kısıtlamak için yasaların kullanılacağı konusunda uyarıda bulundu – ki bu uyarının doğruluğu, internet kanununun yürürlüğe girmesiyle kanıtlanmış oldu. 

Désir aynı zamanda Ahmet Altan gibi hapiste tutulan Türk gazetecilerin önde gelen savunucularından biri olarak öne çıktı. Temmuz 2019'da Fransız diplomat, köşe yazarı Yavuz Selim Demirağ’ın Türk ceza kanununun 299. maddesi olan “cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması uyarınca tutuklanmasını ciddi bir uyarı olarakdeğerlendirdi. Désir, Ankara'daki yetkililerle yaptığı görüşmede Erdoğan'ın 2014'te Türkiye cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana eleştiri getiren binlerce kişiyi susturmak için kullanılan 299. Madde’nin yürürlükten kaldırılmasını savundu.

Ankara, Gísladóttir’in ODIHR direktörü olarak çalışmalarından artık memnun değildi. İzlandalı diplomatın görev süresinin uzatılmasına yönelik veto ile ilgili açıklamada, Türkiye ve Tacikistan, ODIHR’in, “suç grupları ve terör eylemleri gerçekleştiren kişilerin” AGİT'in yıllık İnsani Boyut Uygulama Toplantılarına (HDIM) katılmasına izin verdiğini öne sürdü.

Türk heyeti, 2017 yılındaki insani boyut konferansından çekildi ve 2018’deki toplantısını da Ankara, Gülen hareketiyle bağlantılı grupların katılımını protesto etmek için boykot etti. Türkiye daha sonra, diğer üye ülkelerin bu grupların katılımını veto etmesini sağlamak için 2019 konferansının zaman ve gündem müzakerelerini uzattı.

Behrendt, "Daha önceki Türkiye boykotları, Kürt ve Gülenci grupların HDIM'ye katılımına dar görüşlü bir muhalefetti. Artık bu açıklamanın ardına saklanamıyorlar. Bu artık organizasyona tam bir saldırıdır” diyor. 

AGİT’ten ayrılan çalışanlarına yönelik konuşmasında Genel Sekreter Greminger, ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Belki de çok taraflı örgütlere olan güvenin azalması ve kutuplaşmış ulusal konumların gelmesinin bir işareti. Paradoksal olarak, şu anda karşı karşıya olduğumuz güvenlik zorlukları göz önüne alındığında, bu çok taraflı uluslararası örgütlere en çok ihtiyaç duyulan zamandır.” 

Behrendt, “Bunu ele almanın yolu insanlara örgütün önemini ve ilkelerini hatırlatmaktır. İnsan güvenliğinin, güvenliğin temelini oluşturduğu ilkesini kaybetmek istemiyoruz. Bu ilke, normalde insan haklarını iyileştirmeye odaklanmayan devletler için bile temelde geçerlidir, çünkü iyi yönetişim güvenlik için çok önemlidir" diyor. 

Behrendt, perde arkasında katılımcı diplomatların krizi çözmek için çok çalıştıklarından emin olduğunu belirtti ancak sorun şu ki, örgütün hükümetlerin ve de nihayetinde daha geniş bir halk desteğine ihtiyacı var. Çünkü AGİT bir güvenlik örgütü ve başarısızlığı herkes için bir güvenlik riski oluşturacak.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.