'Erdoğan'ın müflis yönetimi, Türkiye'yi dünyadan tecrit etmekle meşgul'

Kasım ayında ABD’de gerçekleşecek seçimlerde Başkan adayı Joe Biden favori olarak görülüyor.

Demokratların başkan adayı Joe Biden'ın yedi ay önce başkan aday adayı iken New York Times (NYT) editörlerine yaptığı açıklamalar Türkiye’de gündem konusu oldu.

Hükümet açıklamaları ilk kez duymuşçasına tepki gösterdi. Kısa süre içerisinde açıklamanın AA tarafından da önceden servis edildiği ortaya çıktı.

Eski milletvekili ve Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) Türkiye Direktörü Aykan Erdemir, Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar ile Sıcak Takip’te Joe Biden’ın yedi ay önce yaptığı, Türkiye’de yeni ‘gündeme getirilen’ açıklamalarını değerlendirdi.

Biden açıklaması ve videosunun yeniden dolaşıma sokulması için Erdemir, “Türkiye’nin çok sevdiği bir söz var. ‘Zamanlaması manidar’ diye… Burada da zamanlaması manidar. Nitekim 16 Aralık’ta yapılmış, Ocakta yayınlanmış. Yedi ay sonra Türkiye’de gündem oluyorsa, buna Amerikan siyasi gündemiyle değil, Türkiye siyasi gündemiyle açıklama gerek” dedi.

Erdemir’in değerlendirmelerinden öne çıkanlar özetle şöyle:

“Bu zamanlara artık hiçbir heybeye sığmayan ekonomik krizle ilgili. Bugün Türkiye’nin gerçekten tek ve yakıcı gündemi ekonomik kriz. Elbette onun işsizlik, yoksulluk ve pandemi ile mücadelede başarısızlık gibi açılımları da var ama büyük kriz yumağından artık gerçekten çıkış kalmadı. Bu yüzden gündemi başka şekilde değiştirmek mümkün değil.

Hükümet bir yandan Doğu Akdeniz’deki hamleleriyle savaş çığırtkanlığı, bir yandan da her müflis tüccarın başvurduğu Amerikan karşıtlığıyla günü kurtarmaya çalışıyor. Türkiye’de yaşanan tartışmaları buna bağlıyorum.

Hükümetin son çıkış kapısı Amerikan karşıtlığı ve Batı düşmanlığı üzerinden bir milliyetçi dalgayı körüklemeye çalışması. Bunu da Doğu Akdeniz’deki savaş çığırtkanlığı ile birleşmesi.

Ayasofya’nın da camiye çevrilmesi ile tam olarak bir kriz yönetimi çabası var. Gerçekten üzücü olan şu, iktidarın belirlediği çerçevelere ne yazık ki her zaman muhalefet de paydaş oluyor. Muhalefet her zaman iktidarın takipçisi oluyor. Bu gerçekten acıklı.

Türkiye’nin bugün en büyük ihtiyacı iç ve dış politikada tansiyonu düşüren, yeniden batı ittifakıyla ilişkileri tamir edecek söyleme ihtiyacı var.

(Burada kumpas var mı?) Burada kişilerin ve kurumların saikleriyle ilgili spekülasyonlarda bulunmak istemiyorum. Ama şunu da biliyoruzki, genelde bu tip girişimler hem Amerikan içi politikasında hemde Türkiye’de siyasi mücadele için kullanılıyor. Dış politika hedefleri olabiliyor. Ortada kumpas var mı yok mu bilemiyorum.

Şuna eminizki bugün kullanıldığı şekliyle bu video hem Amerikan iç politikasında güçlü bir rüzgarla gelen Biden’ın önünü kesmek için bir fırsat, hemde Türkiye iç politikasında halkı yoksulluğa mahkum etmiş müflis bir iktidarın son çırpınışları diye düşünüyorum.

Önümüzdeki süreçte eğer gerçekten Biden rüzgarı devam ederse, bunun AKP için çok önemli sonuçları olacak. Gerçekten Biden uzun yıllar siyasetçi. Dış politikanın içindeydi her zaman. İnsan hakları noktasında da önemli vurguları olmuş 20 yılı aşkın sürede de Kürt meselesine özel bir ilgisi olmuş. Biden’ın başkanlığı gerçekten de AKP açısından sorunlu.

Eğer Biden gerçekten kazanırsa Erdoğan için zor bir dönem gelebilir. Trump’ın kendisine sağladığı kalkan ortadan kalkabilir."

 

Biden, Erdoğan yönetimini eleştirdiği videoda şunları söylemişti:

"Bence yapmamız gereken ona (Erdoğan'a) karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz. Yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyler hakkında sesimizi çıkarmalıyız. Yaptıklarının bedelini ödemeli. Bazı silahları ona satıp satmayacağımızla ilgili, bir bedel ödemeli.

Özellikle de üzerinde F-15 uçurarak çözmeye çalıştıkları bir hava savunma sistemleri olduğunu düşündüğümüzde. Bunlar hakkında çok endişeliyim.

Ama hâlâ, geçmişte yaptığım gibi, onlarla (muhalefet) doğrudan iletişimde olup, hâlâ var olan unsurlarını destekleyip onları Erdoğan'ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, darbe ile değil, seçimle."

(Erdoğan ve partisi) Dağıldı, İstanbul'da dağıldı, peki biz ne yapıyoruz? Oturup teslim mi olacağız? Yapacağım son şey ona Kürtler konusunda boyun eğmek olurdu. Onunla Kürtler konusunda birkaç kez görüşmüştüm. O dönemde henüz üzerlerine gitmiyorlardı."